×
Önerim var
Türkiye Kaynakçası - kaynakca.hacettepe.edu.tr
Ana Sayfa
Kaynakça Nedir?
S.S.S
İletişim
×
Mesajınız başarıyla kaydedilmiştir.
Gönder
Üye Ol
ÜYE GİRİŞİ
Facebook ile giriş
Beni Hatırla
Üye Ol
|
Parolamı Unuttum
Doğrulama e-postası gelmedi
26 Mayıs 15:44
Yağız Fatih Nazlıer
Jane, Draycott Prosthetics and Assistive Technology in Ancient Greece and Rome
adlı eseri ekledi.
26 Mayıs 15:39
Yağız Fatih Nazlıer
The Mythical Mind and the City: Ethnology, Decolonisation and the Birth of Ethnopsychiatry in New Caledonia (1967-1991)
adlı eseri ekledi.
26 Mayıs 15:37
Yağız Fatih Nazlıer
‘Use Your Good Office’: Petitions and Leprosy Control in Colonial Eastern Nigeria
adlı eseri ekledi.
26 Mayıs 15:36
Yağız Fatih Nazlıer
‘We All of Us Make Mistakes’: Medical Negligence in Interwar General Practice
adlı eseri ekledi.
26 Mayıs 15:35
Yağız Fatih Nazlıer
Imperial Careering: India and the Women’s Medical Movement, 1896-1920
adlı eseri ekledi.
26 Mayıs 15:33
Yağız Fatih Nazlıer
The Necessities of Life: Japanese Colonial Policy as a Social Determinant of Ainu Health, 1876-1887
adlı eseri ekledi.
26 Mayıs 15:32
Yağız Fatih Nazlıer
Preventing Epidemics at the Borders: The Public Health Policy of the Greek State (1821-1909)
adlı eseri ekledi.
26 Mayıs 15:27
Yağız Fatih Nazlıer
From the Deathbed to the Register: Administering the Dead in the Early Nineteenth-Century Ottoman Empire
adlı eseri ekledi.
26 Mayıs 15:26
Yağız Fatih Nazlıer
Cihangir Gündoğdu
adlı kişinin bilgilerini düzenledi.
26 Mayıs 15:24
Yağız Fatih Nazlıer
‘An experiment pervyd for a thynge y lost’: ‘Non-medical’ Charms and experimenta in Medieval Medical Manuscripts
adlı eseri ekledi.
26 Mayıs 15:22
Yağız Fatih Nazlıer
Persistence and Innovation in the Greco-Roman Medical Tradition: The Reading and Writing Practices of a Tenth-Century Monk
adlı eseri ekledi.
26 Mayıs 15:19
Yağız Fatih Nazlıer
Hande Ortay
adlı kişinin bilgilerini düzenledi.
26 Mayıs 15:17
Emre Uslu
Tiyatro Terimleri Sözlüğü
adlı eseri ekledi.
26 Mayıs 15:16
Yağız Fatih Nazlıer
Tiyatro Terimleri Sözlüğü
adlı eseri düzenledi.
26 Mayıs 15:16
Hande Ortay
Dr. Hande Ortay
adlı kişiyi ekledi.
26 Mayıs 15:15
Kadir Toraman
Kadir Toraman
adlı kişinin bilgilerini düzenledi.
26 Mayıs 15:15
Kadir Toraman
Nuri ÇEVİKEL
adlı kişinin bilgilerini düzenledi.
24 Mayıs 12:38
Muhammed Yusuf Karaçınar
Bozon
adlı topluluğa bir mesaj yazdı:
"Bilim Tarihi 1.Ödev Muhammed Yusuf Karaçı..."
10 Mayıs 21:08
Mert Ertap
Bozon
adlı topluluğa bir mesaj yazdı:
"BİLİM TARİHİ 5. ÖDEV MERT ERTAP 222050402..."
05 Mayıs 06:57
Oğuzcan Eroğlu
Bozon
adlı topluluğa bir mesaj yazdı:
"BİLİM TARİHİ 5. ÖDEV: RICHARD GOLDSCHMIDT..."
04 Mayıs 15:45
Mustafa Kayıhan
Bozon
adlı topluluğa bir mesaj yazdı:
"Bilim Tarihi 3. Ödev Mustafa Kayıhan 21..."
04 Mayıs 15:43
Mustafa Kayıhan
Bozon
adlı topluluğa bir mesaj yazdı:
"Bilim Tarihi 5. Ödev Mustafa Kayıhan 21..."
04 Mayıs 15:39
Mustafa Kayıhan
Bozon
adlı topluluğa bir mesaj yazdı:
"Bilim Tarihi Ödev 1 Mustafa Kayıhan 219..."
02 Mayıs 11:26
Nisanur Dağ
Bozon
adlı topluluğa bir mesaj yazdı:
"Nisanur DAĞ – Bilim Tarihi 5. Ödev 223035..."
01 Mayıs 15:39
Ramazan Acun
Bozon
adlı topluluğa bir mesaj yazdı:
"Sevgili Arkadaşlar, TAR230 Bilim tarihi d..."
28 Nisan 11:16
Serhat Gölcük
Bozon
adlı topluluğa bir mesaj yazdı:
"Serhat Gölcük 4. Ödev Charles Layell: Pri..."
28 Nisan 11:09
Deniz Kocaoğlu
Bozon
adlı topluluğa bir mesaj yazdı:
"Marie Curie-Investigations on Radioactive..."
28 Nisan 10:19
Reyhan Kızıl
Bozon
adlı topluluğa bir mesaj yazdı:
"Reyhan Kızıl 5. Ödev Auguste Comte, 19. y..."
28 Nisan 10:19
Reyhan Kızıl
Bozon
adlı topluluğa bir mesaj yazdı:
"Auguste Comte, 19. yüzyıl düşünce tarihin..."
28 Nisan 10:15
Muhammed Yusuf Karaçınar
Bozon
adlı topluluğa bir mesaj yazdı:
"Alfred Wegener Die Entstehung der Kontine..."
En-nîşâbûrî
En-nîşâbûrî
EBU’L-KÂSIM
EBU’L-KÂSIM
Paylaş
Fıkıh ve hadîs âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden. İsmi, İbrâhîm bin Muhammed bin Ahmed en-Nasrabâdî en-Nişâbûrî olup, künyesi Ebü'l-Kâsım'dır. Aslen Nişâbûrlu olduğundan, doğumu ve yetişmesi orada oldu. İlim öğrenmek için Bağdâd, Mısır, Şam ve başka yerlere gitti.
Fıkıh ve hadîs âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden. İsmi, İbrâhîm bin Muhammed bin Ahmed en-Nasrabâdî en-Nişâbûrî olup, künyesi Ebü'l-Kâsım'dır. Aslen Nişâbûrlu olduğundan, doğumu ve yetişmesi orada oldu. İlim öğrenmek için Bağdâd, Mısır, Şam ve başka yerlere gitti.
İstatistikler
Yorumlar
Aldığı Atıflar
Eserleri
Özgeçmiş
Fıkıh ve hadîs âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden. İsmi, İbrâhîm bin Muhammed bin Ahmed en-Nasrabâdî en-Nişâbûrî olup, künyesi Ebü'l-Kâsım'dır. Aslen Nişâbûrlu olduğundan, doğumu ve yetişmesi orada oldu. İlim öğrenmek için Bağdâd, Mısır, Şam ve başka yerlere gitti. Ebû Bekr Şiblî, Ebû Ali Rodbârî, Ebû Muhammed Mürteiş, Abdullah bin Muhammed bin Hasen, Yahyâ bin Bilâl, Abdullah bin Abdüsselâm, İbn-i Sa'îd, İbn-i Cevsâ, Ahmed et Assai, İbn-i Huzeyme ve daha birçok büyük âlimlerle görüşüp, kendilerinden ilim öğrendi. Ebû Ali Dekkâk ve Ebû Nasr-ı Sûfi'nin üstadıdır, ömrünün sonuna doğru hacca gitti. Hacdan sonra, memleketine dönmeyip, Harem-i şerîfte bir sene kaldı ve 367 (m. 977) yılı Zilhicce ayında orada vefât edip, Hz. Fudayl bin İyâd'ın türbesi yanında defnolundu. Çok ibâdet etmekte, harâm ve şüphelilerden sakınmakta, nefsin kötü olan isteklerine muhalefet etmekte, çek ileri derecede olup, zamanında bulunanlar onun büyüklüğünü kabul ederlerdi. Hayatı boyunca memleketinin üstadı olarak bilinmiştir. Tasavvuf ve diğer ilimlerdeki, bilhassa fıkıh ve hadîsdeki derecesi çok yüksek idi. Fıkıh, hadîs ve târih ilminde, tasavvuf yolunda ilerlemek hususunda, Peygamber efendimizin sünnetlerine dâir mes'elelerde, onları toplama, yazma ve yayma işinde ve başka konularda müşkülleri olanlar, kendisine müracaat ederlerdi. Çok hadîs-i şerîf yazdı ve rivâyet etti. Sika (güvenilir) bir zât olduğu için, yazdıklarına ve sözlü olarak rivâyet ettiklerine, kendisinden sonra gelen âlimler i'timâd etmişlerdir. Güzel menkıbeleri ve şaşılacak hâlleri çoktur.
Kendisi anlatıyor: "Birgün, Mekke-i mükerremede yolda yürürken, bir kimsenin yol ortasında can çekişmekte, şiddetli bir ızdırap ile kıvranmakta olduğunu gördüm. O anda kalbime, şu zavallının bu sıkıntılı hâlden kurtulması için bir Fatiha okuyup üzerine üfliyeyim, düşüncesi geldi. O sırada, o kimsenin karnından bir ses geldi ki: Gayet anlaşılır bir şekilde: "Bırak bu alçağı! Çünkü bu, Hz. Ebû Bekr'e düşmandır" diyordu. Demek ki, bozuk i'tikâdının ve düşmanlığının cezasını çekiyor deyip oradan ayrıldım."
Birgün kendisine "Ba'zıları yabancı kadınlarla beraber oturuyorlar ve "Böyle yapmak bize zarar vermez. Biz, onları görmekle günaha girmekten korunmuş kimseleriz" diyorlar. Bunlar hakkında ne dersiniz?" diye soruldu. Cevâbında buyurdu ki; "Can bedende bulundukça, Allahü teâlânın emir ve nehiyleri devam etmektedir. Ya'nî, kul yaşadıkça helâle, harâma riâyet etmeğe mecburdur. Nasıl olursa olsun bir erkek, kendisine yabancı olan bir kadın ile uygunsuz olarak görüşemez, konuşamaz, halvet hâlinde (kapalı bir yerde yalnız olarak) bulunamaz. Allahü teâlânın yasak ettiklerine dalmış olanlar, elbette şüpheli olan şeyleri yapmakta daha çok cesaretli olurlar."
Ebü'l-Kâsım Nasrabâdî (r.a.) buyurdu ki:
"Recâ (Allahü teâlânın rahmetinden ümidli olmak) hâli, insanı ibâdet ve tâat yapmaya sevk eder. Havf (Allahü teâlânın azabından korkmak) hâli de, insanı günah işlemekten uzaklaştırır."
"Allahü teâlânın ni'metlerine şükredenin, hem ni'meti artar, hem de muhabbet ve ma'rifeti çoğalır."
"Tasavvufun esâsı; İslâmın emir ve yasaklarına dört elle sarılıp, nefsin kötü arzularından ve bid'atlerden ya'nî dinde olmadığı hâlde ibâdet olarak uydurulan, sonradan meydana çıkarılan şeylerden uzak durmaktır. Ayrıca, dînini doğru olarak kendisinden öğrendiği İslâm âlimini çok sevmek, verilen vazifeyi en güzel şekilde yerine getirmek, insanlardan gelen sıkıntılara sabretmektir."
"Rızâ derecesine kavuşmak istiyen kimse, Allahü teâlânın rızâsı bulunan hâllerden kesinlikle ayrılmasın."
"Kabahatlerinin af ve mağfiretini istemek niyetiyle yapılan ibâdet, iyiliklerine mükâfat istemek niyetiyle yapılan ibâdetten daha makbuldür."
"Ma'rifet ve Allahü teâlâya yakın olma hâli farzları eda etmekle ve Sünnet-i seniyyeye tâbi olmakla ele geçer."
kaynak http://www.bizimsahife.org
Fıkıh ve hadîs âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden. İsmi, İbrâhîm bin Muhammed bin Ahmed en-Nasrabâdî en-Nişâbûrî olup, künyesi Ebü'l-Kâsım'dır. Aslen Nişâbûrlu olduğundan, doğumu ve yetişmesi orada oldu. İlim öğrenmek için Bağdâd, Mısır, Şam ve başka yerlere gitti. Ebû Bekr Şiblî, Ebû Ali Rodbârî, Ebû Muhammed Mürteiş, Abdullah bin Muhammed bin Hasen, Yahyâ bin Bilâl, Abdullah bin Abdüsselâm, İbn-i Sa'îd, İbn-i Cevsâ, Ahmed et Assai, İbn-i Huzeyme ve daha birçok büyük âlimlerle görüşüp, kendilerinden ilim öğrendi. Ebû Ali Dekkâk ve Ebû Nasr-ı Sûfi'nin üstadıdır, ömrünün sonuna doğru hacca gitti. Hacdan sonra, memleketine dönmeyip, Harem-i şerîfte bir sene kaldı ve 367 (m. 977) yılı Zilhicce ayında orada vefât edip, Hz. Fudayl bin İyâd'ın türbesi yanında defnolundu. Çok ibâdet etmekte, harâm ve şüphelilerden sakınmakta, nefsin kötü olan isteklerine muhalefet etmekte, çek ileri derecede olup, zamanında bulunanlar onun büyüklüğünü kabul ederlerdi. Hayatı boyunca memleketinin üstadı olarak bilinmiştir. Tasavvuf ve diğer ilimlerdeki, bilhassa fıkıh ve hadîsdeki derecesi çok yüksek idi. Fıkıh, hadîs ve târih ilminde, tasavvuf yolunda ilerlemek hususunda, Peygamber efendimizin sünnetlerine dâir mes'elelerde, onları toplama, yazma ve yayma işinde ve başka konularda müşkülleri olanlar, kendisine müracaat ederlerdi. Çok hadîs-i şerîf yazdı ve rivâyet etti. Sika (güvenilir) bir zât olduğu için, yazdıklarına ve sözlü olarak rivâyet ettiklerine, kendisinden sonra gelen âlimler i'timâd etmişlerdir. Güzel menkıbeleri ve şaşılacak hâlleri çoktur. Kendisi anlatıyor: "Birgün, Mekke-i mükerremede yolda yürürken, bir kimsenin yol ortasında can çekişmekte, şiddetli bir ızdırap ile kıvranmakta olduğunu gördüm. O anda kalbime, şu zavallının bu sıkıntılı hâlden kurtulması için bir Fatiha okuyup üzerine üfliyeyim, düşüncesi geldi. O sırada, o kimsenin karnından bir ses geldi ki: Gayet anlaşılır bir şekilde: "Bırak bu alçağı! Çünkü bu, Hz. Ebû Bekr'e düşmandır" diyordu. Demek ki, bozuk i'tikâdının ve düşmanlığının cezasını çekiyor deyip oradan ayrıldım." Birgün kendisine "Ba'zıları yabancı kadınlarla beraber oturuyorlar ve "Böyle yapmak bize zarar vermez. Biz, onları görmekle günaha girmekten korunmuş kimseleriz" diyorlar. Bunlar hakkında ne dersiniz?" diye soruldu. Cevâbında buyurdu ki; "Can bedende bulundukça, Allahü teâlânın emir ve nehiyleri devam etmektedir. Ya'nî, kul yaşadıkça helâle, harâma riâyet etmeğe mecburdur. Nasıl olursa olsun bir erkek, kendisine yabancı olan bir kadın ile uygunsuz olarak görüşemez, konuşamaz, halvet hâlinde (kapalı bir yerde yalnız olarak) bulunamaz. Allahü teâlânın yasak ettiklerine dalmış olanlar, elbette şüpheli olan şeyleri yapmakta daha çok cesaretli olurlar." Ebü'l-Kâsım Nasrabâdî (r.a.) buyurdu ki: "Recâ (Allahü teâlânın rahmetinden ümidli olmak) hâli, insanı ibâdet ve tâat yapmaya sevk eder. Havf (Allahü teâlânın azabından korkmak) hâli de, insanı günah işlemekten uzaklaştırır." "Allahü teâlânın ni'metlerine şükredenin, hem ni'meti artar, hem de muhabbet ve ma'rifeti çoğalır." "Tasavvufun esâsı; İslâmın emir ve yasaklarına dört elle sarılıp, nefsin kötü arzularından ve bid'atlerden ya'nî dinde olmadığı hâlde ibâdet olarak uydurulan, sonradan meydana çıkarılan şeylerden uzak durmaktır. Ayrıca, dînini doğru olarak kendisinden öğrendiği İslâm âlimini çok sevmek, verilen vazifeyi en güzel şekilde yerine getirmek, insanlardan gelen sıkıntılara sabretmektir." "Rızâ derecesine kavuşmak istiyen kimse, Allahü teâlânın rızâsı bulunan hâllerden kesinlikle ayrılmasın." "Kabahatlerinin af ve mağfiretini istemek niyetiyle yapılan ibâdet, iyiliklerine mükâfat istemek niyetiyle yapılan ibâdetten daha makbuldür." "Ma'rifet ve Allahü teâlâya yakın olma hâli farzları eda etmekle ve Sünnet-i seniyyeye tâbi olmakla ele geçer." kaynak http://www.bizimsahife.org
Web adresi henüz eklenmemiş. Eklemek için düzenle simgesine tıklayınız.
Güncelleyen: kaynakca.info
Gönder
Daha fazla yorum getir
Eserler yükleniyor...
Şeref ETKER
,
Fatih Artvinli
“Bimarhaneler ve Mecanin Yönetimi: İki Taslak ve Süregelen Tartışma”
Osmanlı Bilimi Araştırmaları.
Makale
Türkçe
Tarih
Bu Makale
25
kez
görüntülendi.
×
Değişiklikler